Sayfalar

5 Ekim 2019 Cumartesi

19.YY SESLERİ AYNİ

Aynî
Asıl adı Hasan olan Aynî, Antepli Dikeçzâde
Hasan Çelebi’nin oğludur. 1766 yılında Tabakhane semtindeki Emin Dede Mahallesi’nde doğmuştur. 24-25 yaşlarında İstanbul’a gelen Aynî, burada tahsiline devam etmiş, 6-7 senelik tahsil hayatından sonra Şeyhülislam Dürrizâde Ârif Efendi’nin ikinci defa şeyhülislam olması münasebetiyle yazmış olduğu tarih manzumesi ile kendisine mülazemet verilmiş ve bundan sonraki senelerde yazdığı kaside ve tarihler sayesinde önemli görevlere getirilmiştir. Aynî 71 yaşlarında iken 1837 tarihinde vefat etmiştir
(Demirel, 2008, s. 375).
Devrin şairleri arasında dikkate değer bir şahsiyet olan Aynî, Şeyh Galib’in tesiri altında kalmıştır. Kaside ve tarih manzumelerinde devrindeki yeniliklerin yankıları önemli yer tutar. Türk edebiyatında manzum tarih düşürmede Sürûrî’den sonra en başarılı şair kabul edilen Aynî’nin divanının yarısına yakın kısmı tarih manzumelerine ayrılmıştır (Ünver, 1991,s. 271).
Hacimli olan divanı Dîvân-ı Belâgat-
unvân-ı Aynî adıyla basılmıştır. III. Selim’in katli dolayısıyla tercî-i bend şeklinde yazdığı mersiye, dönemine göre bu türün başarılı örneklerinden sayılır. Divanıyla birlikte basılan Sâkînâme ise içinde
yer yer değişik nazım şekilleri kullanılmakla beraber 1500 beyitlik bir mesnevidir. Manzum bir sözlük olan Dürrü’n-Nizam Nazmü’l-cevahir’in ilk
şeklidir. Nusretnâme ise Aynî’nin yeniçeriliğin kaldırılmasıyla ilgili olarak mesnevi şeklinde kaleme
aldığı eseridir.  ←←Vak'a-i hayriye ile ilgili sayfaya bu linkten 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder